3 Şubat 2013 Pazar

İnceleme: Kayseri Erciyesspor

Kaynak: twitter.com/ErciyessporSk
Geçmiş sezonlarda orta ve üstü seviyelerde ligi tamamlayan Erciyesspor bu sezon Süper Lig'e odaklandı. Geçmiş sezonların aksine daha dengeli ve iddialı bir kadroyla lige başladılar ve 20. haftanın sonunda 37 puanla liderlik koltuğunun sahibiler.

Tandemde sezona Veysel - Ufukhan ikilisiyle başlayıp, kart cezaları ve form durumuna göre bir çok değişikliğe gidildi: Hüseyin - Ufukhan, Fatih - Hüseyin, Fatih - Ozan ve son olarak devre arası transferiyle Numan - Ozan. Lig ortalamasının üzerinde(22) gol yenirken bunların 12 tanesi tandemden gelişmiş. Sadece "1" kafa golünü ağlarında gören Erciyesspor hava toplarında sıkıntı yaşamazken, tandemin arasına atılan toplarda hep sıkıntı yaşandı. Bu bölge için hem süreklilik hem de atletizm eksikliği olduğu söylenebilir.

Beklerde solda sezonun ilk yarısında Emre süreklilik gösterirken sağda Tuna, Veysel ve Volkan oynadı. Özellikle Emre'nin gelişimi ve gösterdiği performans altyapıdan da yetişmiş olması itibarıyla özel anlam taşıyor. Uzun boyuna rağmen fena sayılmayacak tekniği ve dayanıklılığıyla dikkat çekti. Sağ tarafta da defansif anlamda büyük zaaf olduğu söylenemez. Yine yenilen gollerin 4'ü sağ, 5'i sol taraftan gelişmiş. Volkan ve Tuna 1'er asist yaparken, Emre 1 gol ve 2 asistlik katkı sağlamış.

Merkez ikilide genelde Ragıp ve Alaattin görev aldı. 3. tercih ise Serkan Atak oldu. Insa Sylla ise fazla tercih edilmedi. 4 oyuncunun da kesici özellikleri ön planda ve vasat pasörler. Hiç biri topla kateden tipte değil. Zaten toplamda 4 asist yapmışlar.

Merkezin önündeki üçlüde genelde Kenan, Sofianne ve Emrah oynadı. Bu 3 oyuncu 19 gol atıp, 18 asist yaptı. Kenardan gelen Serdar Eylik ve Mehmet Ayaz da skora katkıda bulundular. Bu üçlüde genel anlamda ofansif anlamda sıkıntı yaşanmadı. Defansif bilinçleri yüksek olmayan tipte oyuncular.

Sezona tek forvet Kenan'la başlayıp, daha sonra Kenan-Gohou ve son olarak tek forvet Gohou'yla devam etti Osman Özköylü. Gohou 13 gol atarken 5 golde de arkadaşlarına duvar olup asist yaptı.

Nasıl oynuyor?

Defans dörtlüsünden ofansif anlamda çok beklentisi yok Osman Özköylü'nün ki zaten ileride asıl mevkisi ön alan olan 3 futbolcu ve Sofianne'yi oynatıyor. Beklerin ve merkez orta sahadaki ikilinin topu kanatlara ya da Sofianne'ye ulaştırmasıyla ataklar şekilleniyor. Kenan solda başladığı maçlarda o bölgeyi, hem savunma arkası koşularıyla hem de ikili mücadelelerde fiziğini kullanarak yıpratıyor. Emrah ise daha çok savunma arkası koşularıyla. Emrah ve Kenan pasör özellikleri zayıf, topu önüne isteyen oyuncular ve rakip savunmanın rahat çıkmasına izin vermeyecek kadar da dayanıklılığa sahipler, Gohou'yla birlikte. Sofianne ise hücumun bana göre en önemli elemanı. Doğru yere, doğru pası, iyi kalitede atarak atakların gelişiminde önemli rol oynuyor. Takımdaki oyun zekası en yüksek oyuncu. Sofianne'nin zayıf tarafı, vasat olan bitiriciliği. Gohou sürekli maçın içinde, arkasındaki üçlüyle iletişimi iyi, fiziğini kullanarak hem top tutuyor hem de savunma arkası koşularında rakibe üstünlük sağlayıp gol atıyor.

Sorunlar

Erciyesspor 37 puanın 23'ünü deplasmanda ve yalnızca 14'ünü iç sahada topladı. İçeride nispeten zayıf takımlara karşı bir şekilde gol bulup ardından farka gidebiliyor ancak daha güçlü takımlara karşı kilidi açmakta zorlanıyor. Daha fazla topa sahip olması gerekiyor ama defanstaki dörtlü ve merkez ikili topla çok iyi oyuncular değiller. Tandemde topla nispeten daha iyi ve atletizm avantajı olan Veysel, Numan'la birlikte denenebilir. Ha keza merkezi üçleyebilir, kanatlardan birini çıkartarak. Deplasmanda hızlı hücum ya da kontratak bulmak için fazla çaba göstermesine gerek kalmadan rakip takım bu ihtiyacı sağlıyor genelde ve galibiyet daha kolay geliyor. İç sahada da ilk golü bulmak ve rakibin boş alan vermesini beklemek gerek.

Transfer Dönemi

Behram'ın gönderiliş sebebini bilmeden yorum yapmak yanlış ama o gidince yerini doldurmak doğruydu. Numan diğer stoperlere göre daha dengeli, ihtiyaç olduğu kanısındaydım. Asıl mevkisi sol-bek olmayan Kemal'in gidişiyle bu bölgeye ihtiyaç olduğu doğru ancak Emre kendi altyapından yetişmiş, iyi de performans göstermiş bir oyuncu. Bu bölgeye "Bilal Aziz" gibi iddialı bir ismi almak elzem değildi sanki ve Emre'yi kesmek kabul edebileceğim bir hareket değil. Bilal'in Emre'ye göre avantajı pasör özelliğinin daha iyi olması. Arif'i çok bilmiyorum ama oynadığı maçlarda mevcut yapıya uyum sağladığını düşünmüyorum. Göksu için de Arif'le ilgili fikirlerimin aynı geçerli. Takımın Numan'la birlikte önemli diğer ihtiyacının, iç sahada güçlü rakiplere karşı oyun üstünlüğünü sağlamak için kullanılabilecek topla kateden, pasör özelliği iyi olan bir merkez orta saha olduğunu düşünüyordum ama bu tip bir transfer yapılmadı. Eksiklerin tam anlamıyla giderildiği bir transfer dönemi geçirilmedi bana göre.

Ligdeki takımların performansları çok değişken, tahmin yapmak zor. Süper Lig yolunda başarılar Erciyes..

3 Ekim 2012 Çarşamba

Alex

Benim gibi 90 doğumluysanız efsane kelimesini dolu dolu kondurabileceğiniz yegane insan Alex de Souza'dır ülke sporunda. 2004 temmuzunda Fatih Altaylı'ya karşı kazanılmış bir zaferdi çoğu taraftar için. Bir de yanında getirdiği apoletleri: Brezilya ligi şampiyonu Cruzeiro'nun en iyi oyuncusu ve kaptanı, Copa America şampiyonu Brezilya'nın kaptanı.

8 küsür yıldır yaptıkları elbet unutulmayacak, nesiller ötesine taşınacak. 344 maçta 0.5 gol/maç, yaklaşık 0.4 asist/maç ortalaması sahada yaptıklarını açıklayan büyüleyici rakamlar da olsa Alex'i açıklayamayan veriler olarak kalıyor sadece. Koşu mesafesi denen zımbırtıyla eleştirilirken, sahada zihniyle topu en çok koşturan adam olduğu gerçeği de ortadaydı. Yoksa en iyi yerde topla buluşup, en uygun adama, en uygun zamanda, doğru hızda ve yüksek pas kalitesiyle vermenin başka nasıl açıklaması olabilir ki? Onun mücadelesi gol için yorduğu kafasındaydı, onun baskısı, duran topun başına geçtiğinde uzun uzun bakışlarındaydı, hırsı, orta sahayla defans arasına gelip top çıkarırken arkadaşlarının etrafa dağılmasında gizliydi biraz da.

Cihat'lar, Lefter'ler, Can'lar, Alex'ler.. (Fikret abi alınmasın)

Saha içinde olduğu gibi saha dışında da lider oldu hep. 28 golle kral olduğu sezon sonrasındaki ilk Trabzonspor maçını herkes şampiyonluğun tasdiki olarak görürken Alex "Geçen sezon şampiyonluğu Sivas'ta kazandık. Kendim yaşadım, gördüm ve şampiyonluğu kutladım. Herkesin görüşüne saygı duyarım. Geçmiş ya da gelecek benim görüşlerimi etkilemiyor" dedi. 23 Ağustos'ta Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Liginden ihracından sonra attığı twit halâ aklımda: hayat devam ediyor!!!. Hep Lefter'e çok saygı duyduğundan, mutlaka onunla bir gün konuşmak istediğinden bahsetti ve sonunda Lefter'le de buluşmuşlar ve müthiş bir sohbet olmuştu. O günün Fenerbahçe'de geçirdiği en güzel gün olduğunu daha sonra defalarca dile getirdi.

Yakışıksız ayrılık..

Son sezonda "Alex'ten daha iyiydi" diyebileceğimiz bir oyuncu yoktu takım içinde, ama gitmesi istendi. Hiçbir futbolcu Aziz Yıldırım'dan daha çok sevilemezdi. Aykut Kocaman'a dargınlığımın sebebi ise saha içinden çok üzerinden oynanan oyundan bihaber olması.. Kasımpaşa maçı öncesi Aykut Kocaman'ın bir futbolcuyu kadro dışı bırakma yetkisi yoktu, o gün hakları genişletildi ve daha sonra Alex'i kadro dışı bıraktı. Sevilen bir futbolcu gidebilirdi ama Aziz Yıldırım imzası da gerekti, itibarsızlaştırma..

Son 8 yılda yüzümü en çok güldüren insan, bir de o kocaman gülüşün var ya senin, sıklıkla tekrarla.


2 Ağustos 2012 Perşembe

Klasik Sezon Açılışı


Kronik Fenerbahçe sezon açılışlarından biriyle daha başladık sezona. Toplu ve topsuz oyunda yardımlaşmanın bariz yetersiz olduğu -ki genelde pek üst seviye de olmadı- ve bazı oyuncuların tamamen etkisizliğiyle de pozisyon üretemeyen bir takım..

Vaslui'nin dinamik orta alan oyuncuları kolay top yaptırmadılar. Mehmet Topal topu ofansa iletmek için görevlendirilmiş belli ki ama 'o' topu almak için savunmanın arasına girdiğinde önünde sadece Cristian oluyor ve belki bir de iyi niyetli Alex. Solda Stoch top istiyor belki? ama çizgiye iple bağlamışlar gibi, içeriye girip ver-kaç yapmak gibi bir niyeti yok. Kuyt tempo artırmak istese de, Semih bu çabayı absorbe ediyordu.

İkinci yarı öne hareketli Kuyt, sağa ise nispeten arzulu ve kenarda beklemeyen içe kateden tarzlı Topuz girince takım biraz daha pozisyona yaklaştı. Stoch-Caner ve Sow-Topal değişiklikleriyle iyiden iyiye oyun hakimiyetini aldık. Bi' ara Vaslui'li Varela korner kullanan Alex'in yakasını bırakmak zorunda kalmıştı ve dönen topta içeriye kesen kaptanı asistle ödüllendiren Bekir oldu. 1-1.

Dinamik bir orta sahaya ihtiyaç var gibi ama dünkü sığ oyunun sebebi sadece ortadakiler değil.

12 Nisan 2012 Perşembe

Avrupa Kupaları Kupası

Fotoğraf ntvspor.net'den alıntıdır.
Biçimsiz ligde her şey bir acayip. Lig bitti ve Süper Final'e geçildi bile. Kayserispor da henüz form tutmuştu.

Alex'in yokluğundaki her maç gibi bu maç da çok zor oldu Fenerbahçe için. Kayserispor 3 diri orta saha ( Riveros - Abdullah - Furkan ) ve 2 hareketli kenar ( Amrabat - Troisi ) oyuncusuyla orta alanda Alex'in yokluğuna alışmamış Fenerbahçe orta sahasına üstünlük sağladı. Kayserispor için orta alan üstünlüğü pozisyona girmek değil pozisyon vermemek için önemliydi nitekim buldukları pozisyonlar kontra ataktandı.

Maçın ikinci yarısında doğru değişikikler ve daha istekli bir Fenerbahçe baskı yapınca Kayserispor savunmasını çözmeye başladı ve maçı 2-2 tamamladı. Penaltılarda kaleciler hep ters köşe yattılar dolayısıyla kurtarış yapamadılar ama Emir Kujovic üstten auta atınca turu geçen taraf Fenerbahçe oldu. Takım Alex'in yokluğunda klasik 4-4-2 oynarsa daha fazla verim alacak gibi.

Kupa? Fenerbahçe kupada olmasa maçlar ATV'den yayınlar mıydı? Fenerbahçe'nin uzun yıllar kazanamamış olması bu kupayı biraz olsun öne çıkarıyor. Zaten Avrupa Kupalarına gidebilecek pozisyondaki bir takım için neredeyse hiç önemi yok. Umarım kupa maçları Süper Final performansımızı çok etkilemez.

5 Mart 2012 Pazartesi

Kayserispor ve Shota

Son 4-5 sezona göre daha düşük performans sergiliyor Kayserispor. Manisa galibiyeti ile puanını 37'ye çıkarttı ve 12. sırada. Küme düşme hattıyla 8, 8. sıradaki Bursaspor ile 5 puan fark bulunuyor.

Defans ve forvet göz önünde olsa da, sezon başından beri sistemsel hatalar olduğunu düşünüyorum Kayserispor'da. 4-2-3-1 saha dizilişiyle oynayan Kayserispor, önde Gökhan Ünal tipi bir santrforla yüksek verim alamazdı, ki beklentileri karşılayamadı. Gökhan ne önde servis yapabilecek ne de bolca pres yapabilecek adamdı. Her şeye rağmen attığı 7 golle iyi katkı sağladı Gökhan. Bozuk sistemin belki de daha masum kısmındaydı. Taktik ve Gökhan birbiriyle uyumsuzdu. Emir kısmen daha uygundu o pozisyon için.

Klasik orta saha oyuncusu sorunu çekiyor Kayserispor ya da Shota. Bu sezon iyi performans sergileyemeyen Santana, aile içi sorunları da olunca devre arasında takımdan ayrıldı. Klasik 11'inde Abdullah ve Riveros gibi defansif orta saha oyuncularını kullanan Shota, bu ikilinin önünde ise 3 kanat oyuncusuyla çıkıyor, Amrabat - Sefa - Troisi. Yani orta sahada oyunu yönlendirecek futbolcusu bulunmuyor Kayserispor'un. Okay ya da Furkan tam da bu iş için uygun futbolcular. Orta sahanın ön üçlüsünde 3 kanat oyuncusu oynatmak yerine, bunlardan birinin yerine Okay ya da Furkan'ın oynaması daha doğru olmalı. Abdullah ve Riveros zaten daha çok kesici özellikleriyle ön plandalar. Gezen, pas alıp-veren, doğru yönlendirmeleri yapan biri olmayınca, topu etkili kullanamıyor, baskı kuramıyor Kayserispor. Dün Manisaspor maçının 72. dakikasındaki Troisi - Okay değişikliği ile maç bir anda 2-0'a geldi. Okay ilk golün asistini yaparken, ikinci golde de atağı başlatan isimdi. Manisa maçında Amrabat'ı ileri uçta başlatan Shota, yerine bir başka kanat oyuncusu Biseswar'ı koymuştu. Biseswar'ı henüz ilk yarı tamamlanmadan çıkarttı ve Emir'i ileri, Amrabat'ı da asıl mevkiine aldı. Shota'dan böylesi bir hata görmeyi düşünemezdim bile.

Artık klasikleşen Kayserispor-Galatasaray sorunsallarından biri daha yaşandı sezon arasında. Amrabat kadro dışı bırakıldı. Olan yine Kayserispor'a oldu ve puan kayıpları yaşadı. Ali Turan'ın yarım sezon kadro dışı bırakıldığı sezonun ilk yarısında 34 puan toplayan Kayserispor, ikinci yarısında ise 17 puan toplabilmiş ve ligi 51 puanla 8. sırada tamamlamıştı. Bir kısım kitle, yönetimin bu tutumunu takdir etse de futbolcudan maksimum verim için daha iyi çözümler düşünülebilir..

Defansta da geçmiş yıllara oranla iyi değillerdi ki uzun süre kadro istikrarını sağlayamadılar. Yıllardır süren sağ-bek sorununu Kamil Ahmet Çörekçi ile çözeceklerini düşünüyorum. Müzmin sakat Eren Güngör ise (nazar değmesin) bu sezon istikrarlı. Kayseri'nin sembol ismi, çok değerli takım için.

Şu ana kadar potansiyelinin altındaydı Kayserispor. Bence en büyük sorumlu güzel insan Shota.

14 Ocak 2012 Cumartesi

Lefter



Herhangi bir şehrin değil, tüm Türkiye'nin takımıdır Fenerbahçe ve Lefter Küçükandonyadis de bu takımın büyük kaptanı, efsane çubuklunun sembolüdür. Fenerbahçe Türkiye'dir ki işgal kuvvetlerine karşı kazanılan galibiyetlerin gazetelerle Anadolu'ya o 1910'lu 20'li dönemlerde aktarılması ve halkın neşesinin artması olarak özetlemek bile yeter bunu açıklamak için. Evet, işte o Anadolu'da doğup büyüyenlerden biriyim ben de, Fenerbahçeliyim. Papazınçayırı'nı, Yoğurtçu Parkını, Moda'yı, Kadıköy'ü ve hatta İstanbul'u görmemem çok önemli değil benim için. Sen Anadolu'ya futbolu sevdirmek için 20 günde 7500 kilometre yol aldın ya Lefter, işte öyle büyüdü Türk Futbolu, Fenerbahçe... Öyle fenerli oldu babam, öyle fenerli oldum ben. Sırf bu yüzden senin yerin ayrıdır Türk Futbolunda, apayrıdır Fenerbahçe'de. Seni görmesek de, göremeyecek olsak da biliyoruz, iyi biliyoruz Lefter. Haluk'un yazdığı kitap bize yeter. 22.12.1925...

Ver Lefter'e, yaz deftere...

6 Ocak 2012 Cuma

58. Madde Değişmesin! - FBloggers


3 Temmuzdan beri yaşanan sürecin ilk anından bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi "bir şey varsa düşelim" tavrını 'FBloggers' oluşumu olarak da benimsedik. Son günlerde kamuoyunda, soruşturmanın kulüpleri ilgilendiren sonuçlarını belirleyecek olan TFF Disiplin Talimatnamesi'nin 58. maddesinde değişiklik yapılması ile ilgili bir algı yaratılmıştır. Söz konusu maddenin içerik bakımından ele alındığında iddianamedeki suçlamalar baz alınırsa sadece Fenerbahçe'ye değil, adı geçen diğer kulüplere de cezai yaptırımları olacağı aşikardır. Kamuoyunda oluşturulan bu değişim algısı ve akabinde TFF tarafından Genel Kurul kararı alınması neticesinde, her ne kadar önem verilmese de, konunun en önemli muhatabı olarak biz Fenerbahçeliler de düşüncelerimizi belirtmek isteriz.

Sürecin ilk gününden bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi biz 'FBloggers" olarak da her şartta kulübümüzün yanında durduk. Kulübümüze yönelik yürütülen linç kampanyasına karşı durduk. Haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı takımımızın sahada akıttığı alın terine sahip çıkmak için Topuk Yaylası'na, Bağdat Caddesi'ne, Taksim'e koştuk. Moda'yı fenerlerle ışıldattık, Uzunçayır'da biber gazı yedik. Kulübümüze maddi destek sağlamak uğruna Fenerbahçe Kart'a, Feneriumlara koştuk.

Biz "FBloggers" oluşumu olarak Fenerbahçemizin geçen seneki şampiyonluğunun tamamen hocamız ve futbolcularımızın emeği ve alın teri ile kazanıldığına sonuna kadar inanıyoruz. Sahadaki mücadeleden, Alex'in hırsından, Guiza'nın gözyaşlarından, Stoch'un o içten çabasından, Gökhan'ın arzusundan, Aykut Kocaman'ın alın terinden zerre kuşkumuz yok. Adil bir yargılama neticesinde Fenerbahçemizin ve yöneticilerimizin bu süreçten aklanacağı beklentisi ve umudunu taşıyoruz. Ancak soruşturma süreci boyunca kulübümüze yönelik haksızlıklara nasıl isyan edip karşısında dimdik durdu isek, soruşturmanın sonucunda beklentilerimizin aksine Fenerbahçemizin yöneticileri vasıtasıyla hukuksuz işlere bulaştığına kanaat getirilirse mevcut yaptırımların uygulanması beklentisi içerisindeyiz. Şunun bilinmesi isteriz ki "halkın takımı" olarak addedilen bir camianın mensupları olarak biz Fenerbahçelilerin haksızlıkların, hukuksuzlukların yanında olmamız mümkün olamaz.

Fenerbahçe Yönetim Kurulu, kulübün soruşturmadan aklanarak çıkacağına inanıyorsa bu süreci lekeleyecek, kafa karıştıracak çabalara ortak olmaktan kaçınmalıdır. Disiplin talimatnamesinin 58. maddesi adil bir yargılanma sonucunda harfiyen uygulanmalı ve Fenerbahçe suçlu bulunursa küme düşürülmelidir.

Saygılarımızla...
FBloggers

21 Eylül 2011 Çarşamba

Fenerbahçeli Kadınlar


41633 açıklanan biletli seyirci sayısı. Biletsiz girenlerle birlikte 50000'i bulmuş. Sezon açılışını Fenerbahçe'den sonra en çok seyirciyle açan takım 35 bin civarıyla Galatasaray. Bir sonraki normal seyirci standartlı maçta stadı doldurması muhtemel sarı kanaryaların. Alınan kararın yanlış olduğunu düşünsem de bu görüntüler tarihe geçti. Farklı sezonda Fenerbahçeli kadınlardan tarihi destek. Tarifi fotoğraflarda...

17 Eylül 2011 Cumartesi

Gaziantepspor 1-3 Fenerbahçe

Yine kazandı Fenerbahçe, zor Gaziantep deplasmanında. 19 maçta 18. galibiyet ve yeni bir rekor; 10 maçlık deplasman galibiyeti serisi. İyi iş çıkardı takım. Bu sezon kim oynarsa oynasa da farklı mağlup olunsa da bu takıma diyecek yok. Ama oynanan futbolu da incelemek gerek.

Fenerbahçe 90 dakika boyunca olmuş bir takım görüntüsü verdi. Saha içi yardımlaşma oyunun her saniyesinde iyi seviyedeydi. Daha üst seviye için fizik olarak da bir üst seviye gerekli. Bireysel olarak herkes kendi mevkisinde savunma anlamında çok iyi oynadı. 90 dakika boyunca görev bilincini kaybetmeden  oynamaları önemliydi. Yeni transferler de çabuk uyum sağladı. Caner ve Ziegler maçın en iyileriydiler. Caner çok iyi toplar kazanıp, iyi ataklar başlattı, savunmasına iyi yardım etti. Ziegler'in ise bütün gollerde adı vardı ve defansif görevini de layıkıyla yerine getirdi. Tek sıkıntısı pas kalitesinde ama bunun da daha iyi seviyelere çıkmasını beklemek zor. Cristian'ın sürpriz koşuları vardı ceza sahası içine.

Maçı 3'e bölebiliriz. 0-34 Mehmet Topuz oyundayken, 34-58 "Uğurlu" takım ve 58-90 Bienvenu'nun oyunda olduğu bölüm.

İlk bölümde klasik 4-2-3-1 ile sahadaydı Fenerbahçe. Mehmet Topuz (sakatlığı yüzünden) dışında görevini görevini aksatan yoktu. Tabi sakatken oynaması doğru olmayabilir. Fenerbahçe savunmada iyi ama hücumda üretken değildi. 1-0 geride kapadık bu bölümü.

İkinci bölümde Mehmet Topuz'un yerine Uğur'un girmesiyle bir anda golü de bulduk. Ziegler, Alex ve Uğur'un etkin olduğu bir bölümdü. Sağ kanata biraz hareketlilik gelince daha rahat hücum edebildik. Uğur ve Caner'in kendi bölgelerinden gelen Gaziantep ataklarında ortayı üçlemeleri top kazanmamıza ve ani ataklara çıkmamıza olanak sağladı.

Üçünücü bölümde ise taktiksel değişikliğe gitti Aykut Kocaman. 4-3-3'e dönen Fenerbahçe'de Caner ortaya, Bienvenu sağa ve Alex de uca geçti. İlk 7-8 dakika uyum sağlanması için geçtikten sonra oyun kontrolünü aldık. Cristian'ın yay önünde kaptığı topu Alex'e, O'nun da Bienvenu'ya pasıyla penaltı kazandık. Ligde 25 penaltı golü bulunan Alex, bu kez kaçırdı. Yine Alex'in pasıyla orta açan Ziegler, Bienvenu'ya golü attırdı.

Aykut Hoca çok iyi yönetti takımı. Maçın son bölümünde uygulanan 4-3-3 alternatif olmaktan çıkabilir ileride. Kaptan Alex'e ayrı değinmek lazım, 300. resmi maçına çıktı. O'nun için sağ tarafa bir yere AlexMetre açmak gerekebilir. İstatistikleri kovalamak kolay değil, sürekli güncelliyor...

12 Eylül 2011 Pazartesi

Hoş Gelemedin Cangele

Genelde sezona iyi başlamasıyla bilinen Kayserispor dün Bursaspor karşısında sinik bir görüntü sergiledi. Cangele'nin sakatlanması da takımın moralini bozdu. Bu sakatlıklar tesadüf değil yalnız. Tabi Bursaspor Avrupa maçlarına filan da çıktığı için daha hazır olması doğaldır. Kayserispor ise beklentimin altında kaldı keza sezon açılışı epeyi ertelenmişti. Özellikle orta sahanın ortasının ve defansın kendi içlerinde ve birbirleriyle uyumsuzluğu Bursaspor'un ataklarına hay hay çıkardı. Hücumda Gökhan Ünal ilerde yalnız kaldı biraz ama buna kendisinin de katkısının olduğunu söylemek gerek.

Kayserispor ligin üst sıralarında olduğu son yıllarda her zaman takım savunmasıyla ayakta kaldı. Zaten bu sezonlara hep bu yüzden  iyi başlamıştır. Ama defansta uyumu kısa sürede yakalayacaktır Shota, geçen yılki savunma dörtlüsünün ilk defa birbirleriyle oynamaya başladığını hatırlarsak. Orta sahanın ortasında da alternatif isim çok; Okay, Furkan, Santana, Riveros, Abdullah ve daha ofansif olmasına rağmen Engin. Bunlardan hangi 3'ünün ilk 11'de oynayacağını kestirmek zor.

Öyle Bursaspor'un çok üstün oynadığına filan da katılmıyorum. Kayserispor bu haliyle oyunun yarısına yakın kısmında topa sahipti ama üretemedi. İlk 2 gol bireysel hatalardan yendi ama Bursaspor'un kaçırdığı pozisyonlar asıl s.o.s di. Cuma Antalya maçını kazanması moral açısından önemli.

Bu arada Bursa da Eskişehir de statlarını dolduramadılar, önemli maçlar olmasına rağmen. Yaşatılan futbol ortamının getirdiği yer burası. Bakalım, Kayserispor kaç bin seyirci toplayacak...

7 Eylül 2011 Çarşamba

Hoşçakal Lugano (Tota)


Fenerbahçe için bir defanstan fazlasıydı. Sadece fiziksel ve mental yapısıyla takıma katkıda bulunmuyordu. Profesyonelliği ve bunun devamında bu kelimeyi kullanmayı hiç sevmem ama "ruh" denen şeyi katıyordu takıma. Ruh zaten öncelikle profesyonellikten geçiyor olsa gerek. Çok gündeme gelip konuşmayı sevmezdi. Basına genelde hakkında basında çıkan dedikodulara cevap vermek için demeç verirdi. Sahada takımına nasıl bağlı olduğunu ve futbolu nasıl sevdiğini görmek zor değildi. Son sezonda Tota ile ilgili aklımda kalan en önemli sahne, Karabük'e karambolden attığı gol sonrası, topu oraya yollayan Alex'i gol sonrasında ısrarla yakalayıp sevincini paylaşmasıydı.

Diego Alfredo Moreno Lugano 5 sezonluk Fenerbahçe kariyerinde; Lig'de 125, Avrupa'da 38, Türkiye Kupası'nda 21, toplamda 184 resmi maça çıkmış. Ayrıca bu süreçte Uruguay ile de 46 maça çıkmış Tota. Ligde 22 gol-5 asist, Avrupa'da 3 gol ve Türkiye Kupası'nda da 3 golle takımına katkıda bulunmuş. Evet, bu adam defans oyuncusu...

O ve Fenerbahçe taraftarı birbirlerini çok sevdiler. Belki de zorunlu diyebileceğimiz bir ayrılık oldu. Her şey için teşekkürler Tota. Yolun açık olsun, takipteyiz.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Topumuzu Kesmeyin

Sezon içinde sorsanız takım taraftarlarına şike vs. olaylarından en çok nem alan, dert yanacak olan açık-ara Fenerbahçelilerdi. Sezon boyunca en iyi futbolu oynayan da bariz Fenerbahçe'ydi. Ama açılan soruşturma öyle söylemiyor. Soruşturma açıldığından beri 4 kez yazmak istedim, 4'ünde de yarıda kaldı. Birileri çıkmış, sağlam temelleri olmayan bir soruşturma açma gereği duymuşlar. İşin garibi, belki de ilktir, sadece iddialar üzerinden yargıya ulaşmaya çalışıyorlar. Geçmiş yıllarda Fenerbahçe'nin de "incelensin" dediği sezonlar olmuştu ama yasa yokmuş o zaman ve biraz da kısmet olmamış. Soruşturmanın gizli yürütülememesi zaten rezillik. Ama düşününce zaten soruşturma iddialar üzerinden yürütüldüğünden garip gelmiyor. 2 yanlış 1 doğru ediyor galiba arada. "Fenerbahçe ile ilgili yeni iddialara da açığız" a da gebe soruşturmayı yürütenler. E boşa değil, Aziz Yıldırım'ın tutuksuz yargılanma isteğine "delillerin toplanamaması" yanıtı. 3 futbolcuyla 19 maçta şike yapabilmek de ayrı bir yetenek yöneticiler adına. Neyse listeye başlamayım, uzar, gider.

Süreç sıkıcı, Fenerbahçe taraftarı soruşturmayı yürütenlerden daha dik ve net duruyor ki bu önemli. Medyada ve sokakta herkes düdükleri asıp, cübbeyi taktı. Hepsine ders olsun diye ligde olduğu gibi en güzel cevabı yine Alex verdi: Soruşturma hakkında hiçbir zaman konuşmadım ve konuşmayacağım. Çünkü benim konuşacağım konu değil. Böyle bir şey yapmam çünkü her şeyden önce ben bir futbolcuyum. yazının tamamı burada
Futbolu, Fenerbahçe'yi ve  Alex'i özledim.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Şampiyon Fenerbahçe Ülker-Final Serisi İstatistikleri


Beko Basketbol Ligi 2010-2011 sezonu şampiyonu Fenerbahçe Ülker oldu. Seriyi 4-2 kazandık. Galatasaray'a karşı kazanmak her zaman daha bir özel oluyor tabii :)

Aşağıda oyuncularımızın final serisi boyunca ortalama istatistikleri var.

NoOyuncu Süre     Sayı     Ribaund  Asist    T.Ç.    T.K.    Blok    Maç
4 Roko Leni Ukic 29:58 13.83 3.17 4.17 0.83 1.33 0.17 6
5 Erbil Eroğlu 01:13 0 0 0 0 0 0 1
7 Ömer Onan 30:21 12.33 1.83 1.33 1.33 1 0.67 6
11 Oğuzhan Turan - - - - - - - 1(0)
12 Darjus Lavrinovic 25:54 12 5.67 1.83 1.33 1.33 1.17 6
13 Sarunas Jasikevicius 15:13 7 0.83 1.33 0.33 1.67 0 6
14 Kaya Peker 15:13 2.17 4.33 0.5 0.83 0.83 1 6
21 Oğuz Savaş 18:42 11 4.83 1 0.5 1 0.33 6
22 Tarence Anthony Kinsey Jr 17:38 6 2 0 0 1 0 1
23 Can Maxim Mutaf - - - - - - - 2(0)
32 Berkay Candan 01:30 0 0 0 0 0 0 6(1)
33 Marko Tomas 23:44 7.5 2.5 2.33 0.33 0.5 0.17 6
34 Kerem Hotiç 01:43 0 0 0 0 0.5 0 2
42 Sean Gregory May 14:33 8.8 3.2 0.6 0.6 1.2 0.2 5
55 Emir Preldzic 28:52 11.83 5.83 4.83 1.17 0.83 0.5 6

Ayrıca final serisinde yer alamayan veya sezon içinde takımımızda bulunan Mirsad Türkcan, Gasper Vidmar, Lynn Terence Greer ve Engin Atsür'e de teşekkür ederiz.

Futbol, Erkek&Kadın Baketbol, Erkek&Kadın Voleybol'da şampiyon olarak 5'te 5 yaptık. 
2010-2011 sezonu için Teşekkürler Fenerbahçe

Not:İstatistikler tbl.org.tr den alınmıştır.
Not:Maç sayısının yanında parantez içinde yazan rakam, süre aldığı maç sayısıdır.
Not:Fotoğraf NTVSpor.net den alıntıdır.

3 Haziran 2011 Cuma

Alex de Souza ve 7 Yıllık Süper Lig İstatistikleri


İstatistiklere geçmeden önce Alex'in istatistiklerinin gerçeği yanılttığını söylemek lazım. O kesinlikle daha fazlası. Hani takım çok kötü olsa bile Alex'in sahada olduğu anları izlemek için bile izlenir o maç. Aykut Kocaman'ın deyimiyle "dünyanın en hızlı düşünen futbolcusu" na sahip olmak tarifsiz. 7 yıl olmuş. Yukarıdaki fotoğraf sayesinde belki son yılı görebildik, dahası +2 yıl daha hanemize kazıdık. Kaptanın zor günlerinde yanında olan eşi Daianne'ye ne kadar teşekkür etsek az. Zaten kaptanı özel kılan da sadece sahada yaptıkları değil. 

Alex'i izleme fırsatı bulduğumuz için kendimizi çok şanslı hissetmemiz gerek bence.

Alex'in 7 yıllık Süper Lig İstatistikleri



122 gol, 112 asist ve 54 asistin asisti...

Fenerbahçe ligde 2004'ten beri 509 gol atmış.Alex'in 282  golde aktif katkısı var. Oynamadığı maçlar da dahil...

STSL'de Alex asistlerini nasıl yapmış?

1.     Araya pas, orta vs. 54 asist
2.     Frikikten                29 asist
3.     Kornerden             21 asist
4.     Diğer                       8 asist(aslında asist sayılmayacak, direkten dönen vs.)

STSL'de Alex'in asistlerini yerinde en fazla izleme fırsatı bulan takımlar:

11 asist- Manisaspor
10 asist- Sivasspor
7 asist- Konyaspor, Kayserispor
6 asist- Ankaragücü, Denizlispor, Çaykur Rizespor, Trabzonspor

STSL'de Alex'in en çok asist yaptığı futbolcular:

12-Mert Nobre, Tuncay Şanlı
10-Semih Şentürk, Diego Lugano
7-Mehmet Aurelio
6-Dani Guiza

Alex'in asistleri içerde veya deplasmanda ne faydası olmuş?

İçerde oynadığımız maçlarda 60 asist yapmış kaptan. Golden sonraki farka göre dağılımı şöyle:

0 - 3 asist
+1 - 28 asist
+2 - 13 asist
+3 - 8 asist
+4 - 2 asist
+5 - 5 asist
+6 - 1 asist

Deplasmanda 52 asisti var. Golden sonra farka göre dağılım:

-1 - 2 asist
0  - 5 asist
+1 - 30 asist
+2 - 7 asist
+3 - 6 asist
+4 - 2 asist

Bu istatistik de aslında çok gerekliymiş bence, "deplasmanda yok" diyenlere.

Alex 122 gol attı ligde. Bunların dağılımı:

72-Aldığı asist sonrası
25-Penaltı
15-Karambol, top çalma vs.
10-Frikik

Alex'in asist alarak yaptığı 68 golün asistini yapanlar:

9-Semih Şentürk
6-Gökhan Gönül
5-Ümit Özat, Mehmet Yozgatlı
4-Mehmet Topuza, Dani Guiza

Bazen asistten önceki paslar belki daha değerli olabilir. Hatta asistten önceki 4., 5. pas bile etkili olabilir.

Alex ligde 54 kez asistin asistini yapmış.

2004-05 - 8 aa
2005-06 - 13 aa
2006-07 - 8 aa
2007-08 - 9 aa
2008-09 - 4 aa
2009-10 - 3 aa
2010-11 - 9 aa

Alex'in yaptığı asistin asisti organizasyonlarındaki 3'lü kombinasyonlarda, en çok gol atanlar:

11 - Semih Şentürk
6 - Tuncay Şanlı, Alex de Souza :)
4 - Deivid de Souza, Mateja Kezman

3'lü kombinasyonlarda adı en çok geçenlerse:

13 - Semih Şentürk
9 - Mert Nobre
7 - Tuncay Şanlı, Deivid de Souza, Gökhan Gönül

Asistin asisti ile 2008-09-10 yıllarındaki 2 sezonda 7 gole katkı yapabilmiş Alex.E önünde Guiza olunca... Bu yıl 9 asistin asisti yapmış.


 Edit: Daha önce sezon içinde de yayınlamıştım ama bu güncellenmiş son hali.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Şampiyon Fenerbahçe

Yorucu bir sezonu geride bıraktık. Sezonun ilk yarısında inişli-çıkışlı bir grafiğimiz vardı. Önce Şampiyonlar Liginden sonra UEFA Avrupa Liginden elendik. Yeni Malatya maçından sonra takım taraftarın da desteğiyle kendine geldi. Sezonun ikinci yarısındaki maçlara müthiş konsantre olduk. Olduk, çünkü, sadece takım değil bütün Fenerbahçe ailesi birlikte hareket etmeye başladı. Alex'in önderliğinde de 17 maçta, 16 galibiyet ve 1 beraberlikle sezonu şampiyon olarak kapadık.

O kadar çok önemli dakikalarımız var ki, bunu Mert'in penaltısı falan diye ayırmak istemiyorum. Kadrodaki çoğu futbolcunun katkısı oldu. Gökay, Okan ve Mert gibi gençlere de önem verilmesi bizim için önemliydi.

Son Sivas deplasmanına gitme fırsatı yakaladım. Tribün olarak çok iyiydik. Orada Sivasspor ile kardeş gibi geçinmeyi, beraber tezahüratlarda bulunmaya karşı oldum. Sonuçta onlar bizim rakibimiz ve biz o maçı önünde sonunda kazanmak için mücadele edecektik. Biz bize yeteriz sloganını da sevmiyorum, hoş değil. O durumda olsak da cidden hoş değil.

Alex ile de twitter'da bu sezon atacağı gol sayısı konusunda twitleşmiştik. Kaptan kariyerinde 334, Fenerbahçe'de 135 golünün bulunduğunu, kariyerini 400 golle bitirmek istediğini söylemişti. Ben de bunun için 3 sezonun gerekebileceğini ve bu yıl 160-165 golü bulabileceğini söyledim. Yani, bu yıl 25-30 arası gol atacağını. Kaptan cevap verdi: "ÇOK GOL 30". Kaptan 30 değil 3 de atsa, yeri ayrıdır, benim için Fenerbahçe tarihinin en önemli futbolcusudur. İşte linkleri: http://bit.ly/kmpirn | http://bit.ly/kbuNBt | http://bit.ly/m52qQM




Futbol bir oyun. Bu oyunu 2010-2011 sezonunda en iyi Fenerbahçe oynadı STSL'de. Bu yüzden de;

ŞAMPİYON FENERBAHÇE

3 Mayıs 2011 Salı

Kim Skora Daha Etken?

Son günlerde hakemleri tartışmaktan, şikeden vs. bahsetmekten sıkıldım ve utanmaya başladım neredeyse.Yeter yahu hiç teknik-taktikten bahseden yok.Alex çıksın her hafta futbol dersi versin, biz şike tartışalım.Sıkılmaya başladım bu durumdan.Zaten neyin ne olduğu bariz ortada.Neyse kısa bir yazı olacak.Avrupa'nın 5 büyük ligi ve SSL'de gol ve asist toplamlarının dakikaya bölümünden hangi oyuncuların yüksek verimlilikle skora katkıda bulunduklarına baktım.Gol ve asist toplamı 20'nin altında olanlar kategori dışında.

Sıra Futbolcu Süre(dk) Gol Asist Ortalama
1 Leo Messi 2683 31 21 51.6
2 C.Ronaldo 2555 29 9 67.2
3 ALEX DE SOUZA 2452 22 14 68.1
4 Van Persie 1503 15 7 68.3
5 Cavani 2832 26 9 80.9
6 Mario Gomez 2272 24 4 81.1
7 Di Natale 2694 26 6 84.2
8 Luis Nani 2500 9 19 89.3
9 Frank Ribery 1877 6 15 89.4
10 NİANG 2079 15 8 90.4

Evet, evet şampiyon olmalıyız. :p

Not:Semih'in ortalaması 1073/(10+7)=63.1 ama toplamda 20 sayısına ulaşamıyor.İstatistiklere transfermarkt dan baktım.Çok güvenilir olmasa da kendi içinde tutarlı olabilir.

21 Nisan 2011 Perşembe

Garip Oyunlar

Fenerbahçe son 10 yılda futbolda, basketbolda, voleybolda ve diğer branşlarda sürekli şampiyonluk potası içinde bulundu.Türkiye'de adının yazıldığı şampiyonaların hepsinde de kupanın en büyük adaylarından biri olarak gösterildi.Böyle olunca istenmemek daha kolay oldu.

Anadolu takımlarının ilginç tutumunu da anlamak güç.Aziz Yıldırım'ın Kulüpler Birliği başkanlığında geliştirilmedi mi bu havuz sistemi?Anadolu kulüpleri buradan sağladıkları gelirlerle daha iyi takımlar oluşturmadılar mı?Tabi ki böyle olsun, ligin kalitesi artsın.Bizim ve diğer büyüklerin de işine gelir bu, gelmelidir de.

Evet, biraz antipatik olabilir Fenerbahçe ama bazı şeyleri birbirine fazla karıştırıyoruz.Tamam, Fenerbahçe'ye nefret besleyenleri anlıyorum ama birbirlerine kardeş gibi bakmalarını anlayamıyorum.Bizim maçlara derbi gibi, en direk rakibimize tavşan atlet gibi hazırlanmalarını anlayamıyorum.Rakiplerin bize özel mücadelelerini kanıksamaya başladık.Tehlike burada.

Yönetim ve (sözde en dişli) Fenerbahçe medyası Trabzonspor'un hafta hafta rakiplerini şike iddaasıyla mı suçlasın?Bu bize yakışmaz ama ya onların yaptıkları?

Fenerbahçe şampiyon olunca şampiyonluk için mi sevineceğim yoksa diğer takımları alt ettiğimiz için mi?

1 Nisan 2011 Cuma

Nükleer Enerji?

Nükleer enerji hakkında doğru bilgilere ulaşmak mümkün mü?Çernobil'in zararları net olarak ortaya konulabildi mi?Avrupa'da neden son yıllarda nükleer santral kurulmuyor?Rusya'nın Türkiye'ye yapma ihtimali bulunan santral son teknoloji mi?Japonlar neden açıkla(ya)mıyor zararları?Atık sorunu çözülmemiş, ham madde ve ara maddelerde dışa bağımlı olduğumuz santralleri yapmak doğru mu?Nükleer santral HES'lerden daha tehlikeli mi?Bu sınırlı kaynaklardansa yenilenebilir enerji için devletin herhangi bir AR-GE çalışması var mı?(bildiğim kadarıyla yok)Devletimizin açıklamalarına göre enerjide %75 dışa bağımlı oluşumuza dayanarak enerji çeşitliliği doğru strateji mi?

Kim tasarruflu ampul kullanmaya dikkat ediyor?Saç kurutma makinesi kullanmak?Evde, işte gereksiz harcanan enerjiye karşı önlem alan var mı?Yenilenebilir enerji kaynaklarını kaç kişi az-çok araştırdı?(işi enerji olanlardan)Kaç kişi kullanıyor çatılardaki güneş ısıtma sistemleri haricinde?Peki devlet bu konuda bizi ne kadar bilgilendiriyor, ne kadar yönlendiriyor?Orayı burayı savunmak ya da sallamak bu kadar bilgi kirliliği varken çok kolay.Bilgili olmak da yetersiz, uygulamadıktan sonra.

Yeniden... Nükleer enerji hakkında doğru bilgilere ulaşmak mümkün mü?Dünya'daki sistemi etkileyen en büyük eleman enerjiyken ve konu da nükleerken, bana pek mümkün gözükmüyor.Siz ne düşünüyorsunuz?

TYEK Kulübü Güneş Aracı-Ezinç-Erü Mobil

Ben kendi adıma güneş enerjisiyle çalışan araba yapan bir ekipte bulunmaktan dolayı mutluyum.Ama bu, bir şey ürettiğimizden değil aslında, en azından gündemde tuttuğumuzdan.Bir şeyler üretememekten çok rahatsızım.
TYEK Kulübü Hidrojen Aracı-Katremobil

22 Mart 2011 Salı

Kayserispor'un Oyun Merkezi ve Furkan Özçal

Hiç kuşkusuz son 2-3 yılın en başarılı takımı Barcelona. La Masia futbol okulundan çıkanlardan ilk akla gelenler Xavi, İniesta, Fabregas, Messi, Pique, Puyol, Pedro, Bojan... Defanstan forvete ne ararsanız var. Ama ortak özellikleri de var; basit ve yeteneklerini bilerek oynama, arkadaşlarıyla iyi iletişim. Ofansta ve defansta yardım, iyiden öte "doğru" yardımlaşma.

Pas iyiden iyiye hükmediyor artık dünya futboluna. Birkaç yıl öncesine kadar aşırı defansif orta saha ya da libero ya da ne olduğu belirsiz şu sert oğlanlara aşırı bir yönelim vardı. Neredeyse "1 yetmez ağbi 2 tane oynatalım" a kadar gidiliyordu. Barcelona alt etti tabii bunları. Bu dönem hızla kapanıyor. Artık göbekte 3 orta saha daha başarılı oluyor. 1'i yine emniyet gibi ama topla da iyi hani rakibi değil topu da kesebilen, klasik orta sahaya daha yakın diğer 2'sininse oyun zekası ve topla ilişkisi daha iyi. Özellikle hücum futbolu oynamak istiyorsanız ve takımınızda buna uygun futbolcular bulunuyorsa yolunuz açık...

Kayserispor da kadrosundaki futbolcularla hücum futbolu oynamaya uygun. Ama bu 2 tane düz orta sahayla pek mümkün gözükmüyor. Selim ve Abdullah. İkisinin aynı anda sahada olması ile hücum futbolu pek uyuşmuyor. Kayserispor bu ikili ile topa sahip olmakta ve oyunu rakip yarı alanda oynamakta sıkıntı çekiyor.  Kayserispor Selim-Abdullah ikilisiyle başladığı 14 maçtan 19 puan çıkarabildi.Selim+ Furkan, Santana, Ziani ya da Moritz 4'lüsünden 2'siyle çıktığı kalan 12 maçta 24 puan topladı.Selim ya da Abdullah'dan biri ve daha ofansif olan 2 orta saha ile maçlara başlamak Kayserispor için uygun gözüküyor. Mesela Amrabat-Santana-Selim-Furkan-Ziani 5'lisi hiç fena gözükmüyor, daha önce de "şöyle olsa güzel olur" yazmıştım ama sakatlıklar izin vermiyor.

Aslında yazının konusu Furkan Özçal... Xavi, İniesta tarzı basit pas ve özellikle yardımlaşmayı yapabilen belki de en iyi Türk futbolcu. Hücumda ve defansta arkadaşına da bağlı olarak çok iyi uyum sağlıyor. Oyunu doğru yönlendiriyor, doğru pas atıyor, doğru pres yapıyor, doğru yardım yapıyor. Tabii şu an tecrübesi, fiziği vs. çok daha alt seviyede.

Kayserispor'da bu yıl ne yapmış Furkan?

6 maçta ilk 11 başladı.Kayserispor bu maçlardan 4 galibiyet 2 beraberlik ile 14 puan çıkardı. Maçlar kolay mıydı?
Kayserispor 2-0 Fenerbahçe (Santana)
Kayserispor 0-0 Trabzonspor (Santana)
Kayserispor 1-0 Beşiktaş (Santana)
Kasımpaşa   1-2 Kayserispor (Santana)
Kayserispor 3-2 İ.B.B. (Ziani)
Karabükspor 0-0 Kayserispor (Abdullah)

Parantez içindeki isim, orta sahada oynayan 3'lüden Selim ve mevzu bahis Furkan'dan sonraki 3. futbolcu. Trabzonspor maçında da neler olduğunu tekrar hatırlarsak Santana-Furkan ikilisinin uyumu daha net belli oluyor. Kısacası Shota'nın tabiriyle kendisine "Furki, Furki, Furki" diyorum (:

Sakatlıklar geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Kayserispor'u çok etkiledi.Ama görünen köy kılavuz istemez, bu takımda iyi oyuncular var. Sakatlıkların çokluğu sadece şanssızlıktan mı ibaret onu da incelemek gerek. Tek dileğim Furkan'ı daha fazla izlemek ve takımın Avrupa Kupalarına katılışına katkısını görmek.

19 Mart 2011 Cumartesi

Galatasaray 1-2 Fenerbahçe

Nereden başlayacağımı bilemiyorum.TT Arena'daki ilk derbi maçını kazanmak önemliydi.Alex'i izlemek önemliydi.

İlk yarıda Galatasaray taraftarı ve futbolcularının ligdeki pozisyonlarından dolayı maça hırslı bir giriş yapmaları son 7-8 maçın o alışıldık ilk 30 dakika baskısını kurmasını engelledi, Fenerbahçe'nin.Aslında maçtan önceki söylemlerin aksine kazanmaya daha çok ihtiyacı olan Fenerbahçe'ydi.Galatasaray'ın kaybedecek ya da kazanacak bir şeyi yok.Maçın ikinci yarısında Fenerbahçe, Aykut Kocaman'ın devre arası yaptığı konuşmalarında etkisiyle(via @Alex10combr ) kontrolü ele aldı ve galip geldi.

TT Arena'da önce Alex'in tarifsiz kafa golü sonra ufak bir sessizlik ve ardından Fenerbahçe taraftarının "milonlarca taraftar yanyana, tarih yazar hep beraber kol-kola..." tezahüratıyla tüyler 2 saniye gibi diken diken oldu ve galiba mutlulukta, huzurda en uç noktaya ulaştım.Benim için maçın en önemli dakikasıydı.

Alex için, Alex'im için iyi bir sözcük yazarı olmadığımdan onun da "Türkçe'yi çok iyi bilmiyorum, bu yüzden konuşmuyorum, saygısızlık etmek istemiyorum" mantığından yola çıkarak hakkında yeni yeni benzetmeler yapmak istemiyorum.Her zaman dediğim gibi "bilge adam" Alex'i izleme fırsatımız olduğu için çok özel insanlarız.