11 Kasım 2010 Perşembe

Kayseri'de Tribün İçin Şartlar ve Kayserispor Taraftarı


Kayseri'de yaşayan biri olarak şartları ve taraftarı anlatmaya çalışacağım.
Kayserispor son 5-6 sezonda ligin en başarılı Anadolu takımlarından biri olarak göze çarpıyor.Kayseri'nin Trabzon, Bursa ve Sivas'tan farkı sürekliliğinin olmasıydı 2005-2006 sezonundan beri.2005'ten beri Kayseri deplasmanı Anadolu'nun en zor deplasmanı olmuştur hiç kuşkusuz.

Kayserispor Türkiye'nin en iyi ilk 3 stadyumundan biri, Kadir Has'a sahip.Ulaşım yönüyle çok rahat.Kayseri merkezde bulunduğunuz herhangi biryerden sadece 1 biletle stada ulaşmak mümkün.Maç günleri Kayseri Meydanından Kadir Has Stadına özel tramvaylar mevcut ve tabi ki bu tramvaylar stadın hemen yanından geçiyor.

Bilet fiyatlarına gelecek olursak, bu yıl fiyatlar sabit Kayseri'de geçen yıl olduğu gibi.Kale arkası 10 TL, Maraton 20 TL.Bu fiyatlara 3 büyüklerin maçları dahil değil.Erciyesspor maçları ise maç ve tribün seçmeksizin 5 TL.2 yıldır sadece geçen yıl sezonun ilk yarısındaki Bursaspor maçında bilet fiyatları 1-2 TL olmuş ve stada ulaşım tamamen ücretsiz hale gelmiştir.

Peki bütün şartlar bu kadar uygunken Kayserispor seyircisi, daha doğrusu Kayseri halkı neden maça gitmez?Bu sorunun yanıtı aslında çok uzun.Size yüzlerce sebep sayabilirim.

Bunlardan benim için en önemlisi Kayserispor-Erciyesspor arasındaki isim değişikliğidir.Dünyada belki de tektir, bir takımın aynı seviyedeki ligden 2 kez üst-üste bir üst lige çıkması.Erciyesspor...2003-2004 sezonunda 2.Lig'den Süper Lig'e çıkan Erciyes, Kayseri ile isim değişikliğine gidiyor.O yıl 2. ligde kalan Kayseri'nin yerini alan Erciyesspor 2004-2005 sezonunda tekrar Süper Lig'e çıkıyor.İsim değişikliğinden önce taraftarın desteklemek istediği başarısıyla Erciyesspor oluyor tabi ki.Zaten sempati kazanan Erciyes, isim değişikliğinden sonra ezilenin hakkı kontenjanından sempatikliğini 2'ye katlıyor.Renklerin sarı-lacivertten sarı-kırmızıya dönüşmesi apayrı trajedi.Böylelikle Kayseri'de yaşayan Fenerbahçeliler iyice Erciyes sempatizanı oluyor, Kayseri'den soyutlanıyor.Üstüne bir de Erciyes'in renk değişikliği gelince artık Kayseri'de futbol sanayileşiyor, doğasını yitiriyor, az sayıdaki taraftarını bezdiriyor.

Kabul eder yada etmezsiniz, bir Anadolu takımının renginin 3 büyüklerden birinin rengi olması, o takım taraftarını etkiliyor.Hele de takımın her yeriyle oyuncak gibi oynarsanız.Çok tanıdığım var mesela, 'renkleri sarı-kırmızı olmasın bırakırım Fenerbahçe'yi, tutarım mis gibi takımımız var.' diyen.Belki bunlar çoğunluğun içinde küçük bir kısım ama emin olun şuan ki taraftar gruplarından fazlasını oluşturacak çoğunluktalar.

Kayseri'de Kayserispor'u tutanlardan bazıları ki bunlar tuttuklarını sananlardır, ilginç olaylar yaşamama sebep oluyorlar.Mesela, bir gün caddede arkadaşımla gezinirken ona neden Kayserispor'un sevilmediğini anlatıyordum.Ordan bir kulak misafiri hemen bana döndü ve 'Sen hangi takımlısın ki?'dedi.Ona Fenerbahçeli olduğumu söyledim.Yanıtı ise yazıklar olsun idi.Baktım genç, sağlıklı biri bu yıl Kayserispor'un kaç maçına gittiğini sordum.Aldığım yanıtsa henüz 2010'da gitmediğiydi.Bu olay da bu yıl Kayseri-Fenerbahçe maçında 1 gün öncesiydi.'Henüz' gitmemesine şaşırmadım, çünkü Kayseri'de taraftarlık bu.Sadece 'tutuyorum' dersin, olur-biter.Maça gitmek, lisanslı ürününü almak ise boş işlerdir.Taraftarın genel kimliği bu olunca boş tribünleri daha çok anlar hale geliyorsunuz.Ben Fenerbahçeli halimle 2 yıl önce Kayserispor kombinesi olan, geçen yıl ise yaklaşık 15 maçına gitmiş biriyim...

Kulüp-Taraftar Grupları ilişkisine gelmek gerekirse, kulübün taraftar gruplarının neredeyse hiçbiriyle arası iyi değil.Eskiden sadece 'Çılgınlar 38' adı altında bir grup vardı.Bu gruptan başkası yoktu yeni stada geçilene kadar.Bu grup yöneticileri ise hakkında sadece 'kulaktan dolma' edindiğim bilgilere göre düzgün insanlar olmadıklarıydı.Tribünde az-çok ama şimdiye göre çok daha iyi işini yapan insanlardı.Kişilikleri, karıştıkları olaylar vs. bilmediğim konular.

Kadir Has'a geçilmesiyle birlikte yeni yeni taraftar grupları oluşmaya başladı.Grup 38, Kapalı Kale, Cadde Gençlik Uni Tayfa... Bu gruplardan şuan 3'ü aktif.3 grup da aynı kale arkası olan Kuzey Tribününde bulunuyorlar.2'si Kuzey Üst, Kapalı Kale ise Kuzey Alt Tribününde yer alıyor.Kapalı Kale açık ara diğerlerinden ayrılıyor performans olarak.Zaten diğer 2 grubun 100'er kişilik ekibi ancak oluyor.Bu taraftar grupları maçta birlik olmaktan ziyade birbirlerini susturmayı hedefliyorlar.Böyle olunca destek minimuma iniyor.

Kapalı Kale Taraftar Grubu
Kayseri tribünlerinin vazgeçilmez pankartından söz etmek gerek:'Erkek Adamın Tuttuğu Takım Nüfus Cüzdanında Yazar!' Not:Maalesef bu erkek takımın içinde, kimliğinde 'Kayseri' yazan 2-3 oyuncu bulunmakta.Kayserispor-Fenerbahçe maçında ise bu tip insanlardan kadroda mevcut değildi mesela...

Ekonomik olarak da dışardan görüldüğünün aksine kötü olan bir şehir Kayseri.Sadece iş adamları zengin.1 000 000 luk şehirde Organize Sanayi Bölgesinde çalışanların sayısı 200 000.Yani çok büyük bölümü.Bunlardan %90'ının işçi olduğunu varsayacak olursak, önemli sayıda ailenin geçimi ortaya çıkar.Ki bu bölgede işçiler aylık 1000 TL'den fazla maaş alamazlar.Mesailer hariç.Yani asgari ücretin en fazla 200 TL üstünde kazanabiliyorlar.Evet bu bile bakıldığında 10 TL'yle kıyaslanamaz.

Kayseri'de durumlar aslında medyada abartıldığı gibi değil.Geçen yıl 15000 ortalamaya oynamış.Peki GS?, BJK? Herkesin ağzındaki gibi değil.Sadece 1TL'li Bursa maçında doldu diyerek olay iyice abartılıyor.Alakası yok.7-8 maç tamamen dolmuştur stad.

Kayseri'de durumlar böyle...


Taraftarın futboldaki öneminin daha iyi anlaşılabilmesi için tavsiyem Barış Gerçeker'in bu yazısını okumanız yönündedir.

29 Ekim 2010 Cuma

Kaptan Alex Bursa'da 300.Maçına Çıkıyor

Kaptan bugün yapılacak olan Bursaspor maçında forma giyerse Fenerbahçe kariyerindeki 300. maçına çıkmış olacak.

Geldiği günden beri istatistik adına ne varsa hepsini alt-üst etti kaptan.Gol ve asist krallıkları adına varolan bütün ödülleri topladı.Fenerbahçe taraftarının 2004'ten beri yapılan anketlerde hep en güvendiği isim olarak hafızalarda kaldı ve öyle olmaya devam ediyor.Yeri geldi çok eleştirildi, ama herkes de takdir etti.

Alex, 20 Haziran 2004'de Cruzeiro'dan Fenerbahçe'ye transfer oldu.20 Haziran 2004 artık Fenerbahçeliler için biraz daha özel bir tarih oldu.Geldiği günden beri saha içi-dışı tavırları, verdiği demeçlerle tüm Türkiye'ye örnek oldu.Profesyonel futbolcu tabirini kafamızda daha net canlandırmamıza sebep oldu.Alex hakkında ne yazsak az geliyor, onu övmek de kolay olmuyor.Acaba hata yaparmıyım korkusu oluyor.Onun için ben daha yazmıycam ve Hakkı Yalçın'ın sanırım 2008'de yazdığı makaleden bir bölüm paylaşacağım.


*Puan cetvelleri liderlerini hak etmelidir. Yoksa
liderlik geçici bir heves olur. Yalın gözle baktığınızda bile,Fenerbahçe'nin futbol ve kalite olarak, ruhen de lider olduğunu görürsünüz. Ve diğerlerinde olmayan bir lider görürsünüz takımın içinde! Alex de Souza...
* Alex'in durduğu yerde bile pozisyon çeken bir sihri vardır.... Buna, "Gökyüzüyle kan bağı" diyebilirsiniz.Alex'in koşarken, alın terinde yüzmek gibi bir derinliği vardır. Buna da "girdap" diyebilirsiniz, rakipleri içine çeken.
* Alex'in futbol dünyasına mesafeli davranan filozof bir duruşu vardır. Buna,"Orkestra şefinin enstrümantal hali" diyebilirsiniz. Alex'in kimseyi yıpratmayan hataları da olmuştur elbet. Buna da "İnsanlık hali"diyebilirsiniz.
* Alex'e övgü adına her şeyi diyebilirsiniz ama... Onun adamlığını ve futbolculuğunu sıradan meselelerle eleştirmek adına hiçbir şey diyemezsiniz. Çünkü bütün gerçekler sizleri utandırır.


Kaptan Alex'e Fenerbahçe kariyerindeki 300. maçında başarılar diliyorum.


Biz bu güzel adamı çook seviyoruz.

Defol Git Guiza!


Guiza kadar kredisi olmuş olan bir futbolcu yoktur Fenerbahçe tarihinde.Hala İspanya'dan sempatik mesajlar vermeye çalışarak değerini bilemediği kulüpte tutunmaya çalışıyor.Ama yok artık Guiza, biz bu senaryoyu öyle çok gördük ki asıl deja-vu bu.

Defol Git Guiza!

14 Ekim 2010 Perşembe

Hiddink Bize Elzem


Dünya üzerinde gözü kapalı takımınızı emanet edebileceğiniz isimlerden biridir Hiddink.Mourinho, Wenger, Ferguson ve işte Hiddink.Belki 2-3 isim daha katılabilir.

Maalesef 2 maçlık galibiyet ve mağlubiyet dönemlerinden sonra akla kara kadar farklı yorumlar ortaya atıldı, godaman medya mensuplarımız tarafından.Kendileri için talihsizliktir.Azerbaycan maçı sonrası, 1982'de başlayan Hiddink'in teknik direktörlük kariyeri 3-5 günde ters-düz oldu.

Hiddink'in kararlarını beğenirsiniz, beğenmezsiniz, eleştirirsiniz de tabi ama, saygı duymalıyız.Sonuçta yaptığı işin sürekli 'trending topics' inde bulunan biri.Çıkardığı kadroya tek tek şu var, şu yok, şu formsuz vs. dersek 11 kişi bile çıkartamayız şuan.Mevcut kadrodaki oyunculardan Hamit, Emre, Arda, Volkan, Gökhan Gönül ve Servet dışında eleştirilmeyen oyuncu yok(bunları eleştirenler oluyor nadiren).Durum böyleyken biraz tercihlere saygı duymak gerek.

Hiddink çalıştırdığı milli takımlarda düzenli bir sistem oturtmuş ve hepsinde de başarıya ulaşmıştır.Scout çalışmaları daha da ön planda olmuş.Şimdi biz onu Oğuz Çetin'i dinlediği için suçluyoruz.Ee bırakın, biraz süre tanıyın da adam bişeyler yapabilsin, düzgün bir sistem oturtabilsin.Zaten çok serbest olmayan Hiddink, eleştirilerin artmasıyla TFF'nin gazabına uğramasın.



Özellikle bugün çıkan Aziz Yıldırım'ın altyapı kokan söylemleri ve Tuncay'ın artık Türkiye'yi de düşünmeliyim gibi sözlerinde Hiddink'in etkili olduğunu düşünüyorum.Düşünmemek elde değil zaten.Böyle bir teknik adam getirmişiz, hizmet vermeye çalışıyor, tabi ki hatasız değil ama bu işin en iyilerinden olduğu yadsınamaz.Değerlendirelim bu adamı.

11 Ekim 2010 Pazartesi

Mühendislik Okumak;N'apmak Gerek?










Mühendislik okumak dışardan bakıldığınca eğlenceli gözüküyor.Sanki hep böyle bir inovatiflik, yeni yeni şeyler var gibi.Yani aslında yaparsanız var ama çok nadir çıkar o yapanlardan.Düşünüyorum, mühendis olacaksın öğren şu photoshop u, web tasarımını falan az az, bir yandan da diyorum ki elektronikle ne ilgisi var arkadaş önce bi' workbench, ISIS öğren.Yok yok iş bunlarda değil, programlama üzerine yoğunlaş c++, c# öğren.c++ mı? c# mı? hangisiyle başlasam?Yok bırak bunları Mustafa, sen önce derslerini hallet, alttan derslerin var!....Bunları yaparken kulüp çalışmalarında da aktif ol.TYEK'i boşlama, devam et.Ara sıra blogda da yaz.Fenerba...


Çıldırıcam ya...Hangisi?En kötü karar, cidden iyi midir kararsızlıktan?Bilen biri bana düzgün bir yol göstersin.Ya da abim gelsin de artık sorayım şunları iyiden iyiye.


Sizce ne yapmalıyım?
İkilem, üçlem, dörtlem....